Balık Avcılığı, jigging, Lrf, Spin

Balık Yok !!!

Balık Yok !!!

BALIK YOK

Sevgili hobidaşlar hepinize merhabalar.

Bugün internette okuduğum bir yazı üzerine dayanamayıp yazmaya karar verdim. Yazının özetle konusu sularımızdaki balıkların neden azaldığı ve nelerin ticari balıkçılık adına yanlış yapıldığı üzerineydi. Yazıyı okuduktan sonra kısa bir süre düşündüm. Mesele gerçekten yazıda anlatılan mıydı acaba diye. Bizim meselemiz acaba sadece gırgır ile avcılık yapan balıkçılar mı? Kıyıya çok yakın avlanan tekneler olabilir mi? Yoksa yasalar mı yetersiz? Kolluk kuvvetleri şikayetleri dikkate mi almıyor? Yazının içeriğinde ve yorumlarında genel olarak bu başlıklardı işlenen. Suçlu bulmakta bizim memleketin insanı üzerine insan tanımam. Dedektiflik bizim işimiz.  Ama bizim eksik olduğumuz nokta aynaya hiç bakmayışımız sanki.

Evet. Ayna ve biz. Suçlu ayna da. Baksak görürüz aslında ama sanırım kimsenin evinde ayna yok. Acı gerçeğin farkında olanlar var, bunun da farkındayım. Zaten muhtemelen bu yazı en çok onlar tarafından okunacak. Sallamayan zaten yazıyı da okumayacak. Facebook denen malum mecrada ben de varım elbette. Bu konuyla ilgili yazılan çizilenleri çok da sıkı takip ediyorum bir süredir. Bu arada yazı sadece olta balıkçılarına veya amatör avcılara ya da siz ne derseniz deyin adına o kesime yazılmıştır. Sebepleri açıktır.

Gelelim asıl mevzuya. “Balık yok.”, “ Neden balık yok abi?”, “Geçen sene bu mera da deli gibi balık tuttum, şimdi tık yok.”. Tanıdık konuşmalar. Evet yok. Çünkü sevgi yok. Doğa sevgisi yok. Eğitim zaten yok. Vicdan? Zaman zaman uğrar. Şimdi sinirli yüzler gözümün önüne geldi. “Ne diyor abi bu lavuk” . Kızmayın bana ama sorun bizde. Anlatayım biraz müsaade ederseniz. Mesele balık ya da tekneci dayıya varmadan önce bizim önümüzde başlıyor. Aslında, elbette uzun mevzu. Bıraksanız sabaha kadar üzerine konuşulur çünkü birçok dış etki var. Bizim dışımızda gelişen ve gelişmeye devam eden. Dış etkenere etkimiz fazla değil ise bari kendimizden başlayalım. Şimdi yine empati yaparak yazıyı okuyanları düşünüyorum. “Yav arkadaş ben ne yapayım, tuttuğum iki balık mı bitirdi bizim denizleri” diyenler vardır. Yok, sizin tuttuğunuz iki balık değil derdim. Doğa ananın da derdi o değil. Limit altı çaktırmadan çantaya attığınız ve paylaşmadığınız diğer iki balık da değil derdim. Derdim sevgisizlik, derdim geleceği biraz olsun hayal edemeyişimiz, derdim bilime bu kadar az inanan kitle oluşumuz. Bazı arkadaşlar inansa da inanmasa da, beğense de beğenmese de üzerinde yaşadığımız dünyanın bir ekosistemi var. Yani yaradan öyle yaratmış. Benlik, senlik bir durum değil. Yağmur yağar, kar yağar, doğa bu su ile beslenir. Sonra buharlaşır bulut olur. Sonra tekrar yağar. En basit şekilde su döngüsüdür bu. Diğer tüm şeylerde bir denge bir döngü içinde sürekli ölür, yeniden doğar, çoğalır. Şimdi hemen aklına hinlik gelen arkadaşlara cevap vereyim. İnanan biriyim. Çünkü bazılarımızda hemen etiketlemeyi çok seviyoruz. Baştan bilinsin istedim. Oradan eleştiri çıkmaz yazıya. Lakin aklımı da bir nebze kullanmaya çalışıyorum. Balığa gidiyorsunuz. 5 balık tutmuşsun. Limit 5 balık, tut abi daha fazla ama geri sal Allah aşkına. Yiyip içip, çöpler denize, göle. Mangallar yansın, söndüren arkada kalsın. Fabrikan var doğaya zehir akıtsın. Ticari balıkçın denizlerde ellemediği yer bırakmasın, kural dışı avlansın. Denetleyen zaten yok. Sonra “Balık yok abi.”

“e bunların bizle ne alakası var birader” diyenlere hemen var diyorum. Bunları yapan insanlar bizim arkadaşlarımız, akrabalarımız, eşimiz, dostumuz. Ben kendi adıma bu işin kısa zamanda düzeleceğine inanmıyorum lakin biz bir kere kendimizi eğitip, nefsimizi köreltip kendimizden başlamalıyız. Sonra da çocuklarımız. Onlara doğa sevgisini, kuralların gerekliliğini bıkmadan usanmadan anlatmalıyız. Gruplar kurup insanları bilinçlendiren paylaşımlar yapmalı hatta bunların ödüllendirilmesini sağlamalıyız. “Temizlik imandan gelir” deyip her yeri çöp yığınına çevirdik. Bakıyorum Youtube’da Avrupa’da adam balık tutmuş ama ben balığa değil, arka plana bakıyorum. Çevre tertemiz. Bir tane pet şişe yok, naylon poşet yok. Bizim memlekette dayı paylaşmış bir video, yerde sigara paketi banko var, pet şişe bizim doğanın aksesuarı zaten, gerisi çer çöp. Bundan 20 sene sonra bu işin kanunu yapacak olanda, bu balığa gidecek olanda, fabrikayı kuracak olanda, hepsini denetleyecek olanda bizim evlatlarımız. Biz yapamadık bari onları iyi yetiştirelim, onlar bari kalandan neyi kurtarabilirse kurtarsınlar. Evlatlarımıza biz de olan aç gözlülüğü, doymamışlığı, vurdumduymazlığı değil sevgiyi aşılayalım. Allah verir nasibi, Allah bilir hesabını gibi laflarla da dünyaya, geleceğe yaptığımız eziyetin avuntusuna girmeden çocuklarımıza daha iyi bir dünyaya sahip olabileceklerini anlatalım.  Yaradan bir düzen yaratmışsa emanetine hıyanet etmeyelim. Burası bizim dünyamız değil. Bizler sadece yolcuyuz. Hancıya biraz saygınız olsun. Sonra ki yolcular ise evlatlarınız. Bunu da unutmayın.

Kalın sağlıcakla.

Not: Yazı sayfa yöneticilerinin izni olmadan veya kaynak gösterilmeden başka bir yerde yayınlanamaz. Sosyal medya paylaşım butonları altta mevcuttur.

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın